Moda, geçmişten günümüze insanları peşinden sürükleyen bir akım olmuştur. Her geçen gün farklı çizgiler, farklı tarzlar dolaplarımıza giriş yapmaktadır. Her yaz farklı renkler ön plana çıkar. Genç yaşlı, kadın erkek demeden herkesin uyum sağlamaya çalıştığı; kitlelere ve bulunduğu çağa hitap eden bir kavramdır. Yeni değildir moda. Aksine eskiye götürebilir. Her dönemin kendine has tarzları benimsenmiştir. Saç kesimleri bile dönemlerle eşleştirilmiştir.

Peki, gerçekten moda olan herhangi bir şey, ayırt etmeksizin herkese yakışır mı? Kişi kendine yakıştığı için modaya mı uymalı yoksa kendine yakışanı mı giyinmeli? Çokça tartışılmış ve hala tartışılan bir konu bu malum. Peki, ne yaparsak modaya uymuş oluruz? Ne yaparsak özenti oluruz? İşte bunu ayırt ettiğimiz zaman, her şeyden önce ”özgün” olmayı başarmış olacağız.

Modada Özenti Kavramı

Özentilik; kişinin, beğendiği ya da olmak istediği duruma ulaşma hevesidir. Başkasında gördüğünü kendine uydurmaya çalışmaktır kısaca. Ancak yanlıştır. Güzel olan her şeyi kendimize yakıştıramayız. Zaten yakışmayacaktır. Her şeyden önce eğreti duracaktır. İşte bu noktada, kişinin öncelikle kendini tanıması gereklidir. Kendini bilen insan, kendine yakışanı ya da yakışmayanı bilen insandır. Bu ister moda olan bir giysi olsun ister makyaj stili olsun fark etmez. Her kıyafet her vücut tipine uygun değildir. Vücut ölçülerimize ve vücut tipimize uymayan bir elbiseyi beğenip; sadece moda diye giyinmemiz maalesef bizi ”özenti” kavramına yaklaştıracak ve ”moda” kavramından bir hayli uzaklaştıracaktır. Kısacası moda, her şeyden önce kendini tanımaktır.

Moda, Özentilikten Nasıl Ayrılır?

Moda, hayatın her alanındadır. Sadece kıyafetler değil; sosyal medya trendleri, makyaj stilleri, yapılan aktiviteler ve daha birçok alana yayılan bir kavramdır. Ve maalesef, sevmediği ya da beğenmediği halde, sırf moda diye farklı şeyler yapan insanlar mevcut. Oysa özenmek yerine özenilen olmak tercih edilmelidir. Nasıl mı?

Öncelikle fark yaratarak ve herkes gibi görünmekten vazgeçerek başlanabilir. Modayı kendi kişiliğinize uydurabilirsiniz. Böylece hiçbir şey sonradan üzerinize yapışmış gibi görünmeyecektir. Çantanız, rujunuz hatta saç kesiminiz bile sizi yansıtmalı, başkasını değil. Dolayısıyla size zarar veren şey moda değil; modayı özentilikten ayırt edememek olacaktır.

Kısacası, sadece ruh halimiz bile o gün giyineceğimiz şeyi belirleyebilirken, kendimizi belirli kalıplara sığdırmaya çalışmak çok yıpratıcı olacaktır. Tarz, kişinin sadece vücut ölçülerini değil; kişiliğini de yansıtır. Sizinle bütünleşmeyen şeyler asla size yakışmayacaktır. O moda diye alıp sürdüğünüz kırmızı ruj; iddialı bir kişilik değilseniz davetin yarısında silinecektir. Giydiğiniz mini etek sizinle bağdaşmıyorsa, sürekli çekiştirip duracaksınız. Bu örnekler çoğaltılabilir. Sonuç olarak, başkası gibi görünmeye çalışmak özenti olmak dışında, bizi kendimizden uzaklaştırır. Siz siz olun öncelikle kendinize güvenin. Bırakın o çok beğendiğiniz etek sizin değil, onun dolabında kalsın. Ama unutmayın; o kırmızı elbise de, kimsede sizde durduğu gibi durmayacaktır.

By admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir