Her ne kadar modanın doğum yılı olarak 1900’ler gösterilse de bu bilginin ne kadar doğru olduğu hala tartışılır. Modanın ne zaman doğduğu, ne zaman insan hayatına girdiği kesin olarak bilinmese de, bunun çok uzun yıllar önce olduğunu anlamak zor değildir. Özellikle arkeolojik kazılar sonucu elde edilen ilk çağ kalıntıları arasında, kadınlara ait küçümsenemeyecek çoklukta süs eşyasının bulunmuş olması bile modanın neredeyse tarih kadar eski olduğunu söylememizi kolaylaştırmıştır.

Peki, modanın hayatımızın merkezi olduğu andan sonra, tarih ile el ele vererek yaşadığı değişim nasıl oldu?

1920’ler Modası

Bu dönemin bize kazandırdığı bir kavram varsa, bu da 20’ler Kızı kavramıdır. Bu dönemde moda sadece giyim kuşamla değil, hayat tarzıyla, eğlenceyle de yansıtılması gereken bir şey olarak görülmüş, insanlar buna doğru eğilim göstermişlerdir. Bu dönem ülkemiz için savaş karmaşasıyla dolu bir dönem olduğundan, moda akımı konusunda büyük atılımlar söz konusu değildir. Ancak belki de en güzel değişiklik bizde yapılmış, kılık kıyafet inkılabı ile kadınlarda çarşaf yerine elbiseler, erkeklerde ise şalvar yerine pantolon kullanılmaya başlanmıştır.
Bu dönemin ünlü kadınlarından Clara Bow ve Louise Brook’un öncülüğünü yaptığı, kısa kesim bob tarz saçlar, boncuklu elbiseler, uzun boncuklardan yapılmış kolyeler, tüylü veya tüllü küçük şapkalar, modanın yönünü belirlemiştir.

1930’lar Modası

Bu yıllar dünya genelinde bir maddi kriz dönemi olduğundan bu dönemde tercih edilen kıyafetlerin sadeliği dikkat çekiyor. Özellikle etek boyu uzun ve sırttan dekolteli elbiselerle, kalın topuklu ve bantlı ayakkabılar tercih ediliyordu. Rüzgâr Gibi Geçti adlı filmin ünlü yıldızı Vivien Leight bu dönemin, modaya yön veren ünlü isimlerindendi.

1940’lar Modası

Bu yıllar, savaşlar nedeniyle azalan erkek nüfusu yerine çalışmak zorunda kalan kadınların yıllarıydı demek yanlış olmaz. İş hayatına dâhil olan kadınlarda, ikili takımlar, blezer ceketler, naylon çoraplar hızla moda olmuştur. Modaya yön verenler ise, Hollywood’un önde gelen oyuncularından Katherine Hepburn, Ingrid Bergman ve Rita Hayworth’du.

1950’ler Modası

Bu dönemin bize kazandırdığı, kum saati görünümü olmuştur. Elbise modellerinde özellikle ince bel ve geniş kalçanın öne çıkarıldığı korseli modeller ile abartılı şapka ve eldivenler modaydı. Aynı zamanda sigaret tarz pantolonlar da bu dönemde ortaya çıkmış, kalem etekler de dikkat çekmiştir. Dünyanın en güzel kadınları sayılan Audrey Hepburn, Marilyn Monroe, Grace Kelly gibi isimler kendi tarzlarıyla modanın öncülerinden olmuşlardır.

1960’lar Modası

Bu dönemde kot pantolon ortaya çıkmış, makyajda ise aşırılığın simgesi eyeliner kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönem etekler kısalmış, saçlarda ise kimi kâküllü kimi ise röfleli modeller tercih edilmiştir. Özellikle hippi akımı, İspanyol paçanın yayılmasına ön ayak olmuştur.
Ülkemizin en önemli kadın oyuncularından Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik gibi isimler kendi tarzlarıyla modaya yön vermişlerdir.

1970’ler Modası

Altmışların sonuna doğru ortaya çıkan İspanyol paçalar, apartman topuklar ve mini etekler, 70’lerde ülkemizdeki yerini almış ve hızla yayılmıştır. Önü kâküllü, tepesi kabarık saçlar da bu dönemde moda olmuştur. Bu dönem de Fatma Girik, Belgin Doruk, Türkan Şoray gibi isimler ön plandadır.

1980’ler Modası

Bu dönem punk tarzının etkin olduğu dönemdi. Saç bantları, bel çantaları, taytlar, kalın tabanlı spor ayakkabılar modaydı. Bu dönemde neon kıyafetlerden leopar desenlere kadar her şeyi görmek mümkündü. Grace Jonas, Whitney Huston, Prenses Diana gibi isimler modaya yön veriyordu.

By admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir